İstanbul İçin Bitki ve Tasarım Rotası

Emirgan’ın ağaçlarından Beyoğlu’ndaki bir kış bahçesine uzanan dört durak. Bitki, peyzaj, mimari ve obje tasarımını birlikte keşfetmek için iki bölüme ayrılabilen bir İstanbul rotası.

İstanbul İçin Bitki ve Tasarım Rotası

İstanbul’da bir bahçeyi gezerken ağaçların arasından görünen yapıya, bir müzeyi dolaşırken pencerelerin dışarıyla kurduğu ilişkiye takılabilirsiniz. Bitkiler, mimari ve gündelik nesneler arasında böyle küçük bağlantılar kurmak, şehre bakmanın başka bir yolu. Bu İstanbul bitki ve tasarım rotası, Emirgan’dan Beyoğlu’na uzanan dört durakta bu bağlantıların izini sürüyor.

Seçkinin başlangıcında bir koru, devamında bir müze bahçesi, kıyıda bir kültür yapısı ve bir binanın üst katında yaşayan bir bahçe var. Her biri farklı ölçekte düşünmeye imkân veriyor: Bir ağacın altında oluşan boşluktan bir objenin yüzeyine, bitkilerin yerleşiminden ışığın mekânı değiştirme biçimine kadar.

İstanbul bitki ve tasarım rotası nasıl gezilir?

Rotanın sırası Emirgan Korusu → Sakıp Sabancı Müzesi → İstanbul Modern → Salt Beyoğlu. İlk iki durak Emirgan’da, son ikisi Karaköy–Beyoğlu çevresinde yer alıyor. Emirgan ile Karaköy arasındaki bölüm için ulaşım planlamak gerekiyor; bütün güzergâhı yürüyüş rotası olarak düşünmemek gerekir.

Dört durağı aynı güne yerleştirmek mümkün olsa da sergilere ve molalara zaman ayırmak için iki yarım güne bölmek daha rahat bir seçenek. Bir günü Emirgan’ın açık alanlarına, diğerini İstanbul Modern ve Salt Beyoğlu’na ayırabilirsiniz. Müzelerde uzun vakit geçirmeyi seviyorsanız ikinci bölüm kolayca tam güne yayılabilir.

Programı pazartesi dışındaki bir güne kurun; Sakıp Sabancı Müzesi, İstanbul Modern ve Salt Beyoğlu pazartesi günleri kapalı. Yola çıkmadan önce kurumların güncel ziyaret saatlerini, bilet koşullarını ve özel gün duyurularını kontrol edin. Emirgan’dan sonraki ulaşım süresini de günün trafiğine göre esnek bırakın.

Yanınıza küçük bir defter almak iyi olabilir. Her durakta dikkatinizi çeken bir bitki formunu, bir malzemeyi veya bir yerleşim kararını not etmek, geziyi kişisel bir başvuru kaynağına dönüştürür.

Emirgan Korusu: Ağaçların kurduğu mekân

Konum: Emirgan, Sarıyer

Emirgan Korusu, özellikle ilkbahardaki laleleriyle tanınıyor. Ancak buraya yalnızca çiçeklenme döneminde gelmek, korunun ağaçlarla ve yapılarla kurduğu ilişkiyi mevsimlik bir görüntüye indirgemek olur. Sarı, Pembe ve Beyaz Köşk’ün bulunduğu alan, bitkilerle mimariyi birlikte incelemek için yılın farklı dönemlerinde ziyaret edilebilir.

Yürürken bakışınızı zaman zaman çiçek tarhlarından yukarı kaldırın. Ağaçların taçları nerede birleşiyor, hangi noktada gökyüzü açılıyor, bir yapının cephesi dalların arasından nasıl görünüyor? Bu ayrıntılar, bitkilerin bir alanda sınır, gölge ve derinlik oluşturmasını fark etmeyi kolaylaştırır.

Köşklerin çevresinde ise yapı ile bitki arasındaki ölçeğe bakın. Büyük bir ağacın yanında cephe daha küçük algılanabilir; açık bırakılmış bir alan yapıyı öne çıkarabilir. Aynı ilişki, çok daha küçük ölçekte bir avluda ya da terasta da kurulabilir.

Bu durakta belirli bir güzergâhı hızla tamamlamak yerine, açık ve gölgeli alanlar arasındaki geçişlere zaman ayırın. Mevsim değiştikçe aynı noktadan çekilen iki fotoğrafın ne kadar farklılaşabileceğini düşünmek bile peyzajın zamanla ilişkisini görünür kılar.

Sakıp Sabancı Müzesi: Bahçeyi bir koleksiyon gibi okumak

Adres: Sakıp Sabancı Caddesi No:42, Emirgan

Emirgan’daki ikinci durak, Sakıp Sabancı Müzesi’nin bahçesi. Müze, bahçesindeki bitkileri İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi iş birliğiyle kayıt altına almış; ziyaretçiler bitkilerin yanındaki tanıtım tabelalarından bilgi edinebiliyor. Mantar meşesi, sahil sekoyası ve fıstık çamı gibi farklı ağaçları aynı ziyaret içinde incelemek mümkün.

Burada bitki adlarını öğrenmek kadar, türler arasındaki biçim farklarına bakmak da ilgi çekici. Gövde dokuları, yaprakların büyüklüğü ve dallanma biçimleri, uzaktan benzer görünen iki ağacın yakından ne kadar farklı olduğunu gösterebilir. Birkaç tür seçip onları dikkatle incelemek, bütün bahçeyi isim ezberleyerek dolaşmaktan daha kalıcı bir deneyim bırakabilir.

Bahçede sergilenen heykel ve taş eserler de gezinin parçası. Bir eseri çevresindeki bitkilerle birlikte, ardından daha yakın bir mesafeden değerlendirin. Arka plandaki yaprak dokusunun veya gölgenin, eserin algısını nasıl değiştirdiğine bakabilirsiniz.

Sergi salonlarına geçecekseniz bahçeyi ziyaretin sonuna kalan kısa bir aralık olarak görmeyin. Açık alanla iç mekân arasında kuracağınız bu geçiş, rotanın bitki ve tasarım taraflarını birbirine bağlar.

İstanbul Modern: Peyzajdan mimariye, mimariden objeye

Adres: Tophane İskele Caddesi No:1/1, Beyoğlu

Karaköy’deki İstanbul Modern, rotanın odağını mimariye ve güncel tasarıma çeviriyor. Renzo Piano Building Workshop imzasını taşıyan yapının şeffaf zemin katı, kıyı ile Tophane Parkı arasındaki görsel ilişkiyi güçlendirecek biçimde tasarlanmış. Binaya yaklaşırken parkın, denizin ve yapının birbirine göre konumunu incelemek, ziyaretin başlangıcı olabilir.

İçeride sergilerin yanı sıra açıklıklara, taşıyıcı elemanlara ve gün ışığının yüzeylerde oluşturduğu değişimlere bakın. Emirgan’da ağaçların arasındaki boşlukları izlerken kullandığınız dikkat, burada kolonlar ve görüş hatları üzerinden devam edebilir. Böylece iki farklı çevrede mekânı nasıl algıladığınızı karşılaştırabilirsiniz.

Müze mağazasına da zaman ayırmaya değer. Tasarım markalarına, iş birliklerine ve koleksiyondan esinlenen ürünlere yer veren seçki, büyük ölçekli mimari deneyimin ardından gündelik nesnelere dönmeyi sağlıyor.

Bir objeyi incelerken malzemesine, yüzeyine ve kullanım biçimine odaklanın. Bir vazoyu çekici kılan şeyin oranı mı, dokusu mu, yoksa boşken de belirgin bir forma sahip olması mı olduğunu düşünmek, kendi mekânınızda yaptığınız seçimlere de farklı bir gözle bakmanızı sağlayabilir.

Salt Beyoğlu: Üst katta bir bahçe

Adres: İstiklal Caddesi No:136, Beyoğlu

Son durak, Salt Beyoğlu’nun dördüncü katındaki Kış Bahçesi. Mimar ve sanatçı Fritz Haeg’in 2011’de tasarladığı prototip bahçe, 2018’de mimar Aslıhan Demirtaş tarafından kalıcı bir Kış Bahçesi’ne dönüştürülmüş. Salt’ın ekoloji ve beslenme üzerine çalışmalarına da alan açan bu bölüm, bitki ile tasarımın en doğrudan buluştuğu durak.

Burada bahçeyi, içinde bulunduğu binayla birlikte değerlendirin. Bitkilerin çevresindeki boşluk, gün ışığının geliş yönü ve bahçenin ziyaretçiye açtığı alan, bakılabilecek ayrıntılar arasında. Bir bahçenin yapının üst katında bulunması, toprakla ve bitkilerle karşılaşmayı alışılmış konumunun dışına taşıyor.

Bu mekân, yaşayan bir düzenlemenin zaman içinde nasıl devam ettiğini düşünmek için de uygun. Bitkilerin büyümesi ve düzenli bakım, bahçenin tasarımından ayrı ele alınamıyor. İlk gün verilen kararlarla sonraki yıllarda sürdürülen ilgi, aynı mekânda buluşuyor.

Çıkmadan önce birinci kattaki Robinson Crusoe 389 Kitabevi’ne uğrayabilirsiniz. Rotanın sonunda elinizde dört farklı mekândan kalan küçük gözlemler olacak: Bir gövdenin dokusu, bir heykelin arkasındaki yapraklar, ışık alan bir yüzey veya bir bahçenin sınırı. İstanbul’a bir sonraki yürüyüşünüzde bunlardan birini arayarak bakabilirsiniz.

Planthom; bitki, mekân ve tasarım üzerine çalışan İstanbul merkezli bir bitkilendirme ve bakım stüdyosudur.

Studio
Mekân Bitkilendirme
Düzenli Bitki Bakımı
Markalara Özel Projeler

Journal
Rehberler
Rotalar
Tasarım
Studio Notları

Hakkımızda
İletişim
İstanbul
hello@planthom.com

@plant.hom

LinkedIn